Nereden bakarsak bakalım zengin ile fakir arasında sıkışmış bir tanımlamanın yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunun ne kadarının gerçeği açıklayacak güçte doğru olduğunu bilemeyiz. Bu nedenle sizlere dört gruptan ve bunların belli bazı özelliklerini ve farklılıkları anlatacağım...
Bugün gelir eşitsizliği açısından baz alınan gelir gruplarına baktığımızda yüzde 20 fakir, yüzde 60 orta sınıf, yüzde 20 zengin olarak yapılmış tanımlamayı biraz açacağız. Gelir elbette ayırt edicidir fakat o geliri nasıl elde ettiğimiz ve kullandığımız da bizi açıklayan belki de en önemli parametrelerden biridir. Ne kadar kazandığınız kısmına değinmiyorum çünkü işin sonunda ölçeğe göre analiz yapmış olacağım. Yaparken de halkın genel tabirlerini kullanacağım. Böylece farkına varılmayan ufak farkları sizlere göstermiş olacağım.
26 Kasım 2018
25 Kasım 2018
Akaryakıt Protestolarına Alım Gücü Bakımından Baktığımızda...
Akaryakıt konusunda en son 30 Ağustos'ta yazmıştım. Tabi o zaman Fransa'da akaryakıt fiyatlarına gelen zamlara karşı başlayan protestolar daha yoktu...
Eğer "ben hep 50 liralık benzin alıyorum, zam bana etki etmiyor" diyorsanız, sizinle burada vedalaşalım. Ne de olsa geçen sene o paraya 9,12 litre benzin alınırken artık 8,01 litre benzin alınabiliyor.
Döviz kurlarındaki sert yükseliş sonrası düzenli olarak benzine ve motorine gelen zamlar sonrası İstanbul ile Paris arasındaki akaryakıt alım gücünü gelin bir kez daha karşılaştıralım...
Eğer "ben hep 50 liralık benzin alıyorum, zam bana etki etmiyor" diyorsanız, sizinle burada vedalaşalım. Ne de olsa geçen sene o paraya 9,12 litre benzin alınırken artık 8,01 litre benzin alınabiliyor.
Bir kez daha belirtmek isterim, önceki yazıları okumadan bu yazıyı okuyanlar için... Bu karşılaştırmayı olabildiğince basit ve doğru yapabilmek için -genelde düşülen hataya düşmeyerek- Paris'teki akaryakıt fiyatlarını TL'ye çevirmeyeceğiz. İlk yazı ile bu yazı arasında geçen 13 aylık sürede nasıl bir değişim olduğunu inceleyelim ve bu protestoların ne kadarlık bir enflasyon sonrası oluştuğuna bakalım.
14 Kasım 2018
Finansal Okuryazarlık Oranları Nasıl Hesaplanıyor, Türkiye'nin Oranı Kaç?
Sosyal güvenlik sistemi açık veren bir ekonomide yaşıyoruz. Bu, gelecekte bugünkü emekli maaşlarının alım gücünü arayacağız, anlamına geliyor. Bugün de alım gücünün düşük olduğunu göz önünde bulundurursak geleceği güvence altına almamız elzem...
Standard & Poor's, medyada sıklıkla dile getirilen toplumsal meselelerimizden biri olan "finansal okuryazarlık" oranını ölçen bir çalışma yayınladı. Ülkeler bazında hazırlanan bu çalışmada finansal okuryazarlık oranının nasıl ölçüldüğünü sizlere açıklamak istiyorum. Böylece bu çalışmaya göre siz de kendinizi test ederek, bu yönteme göre seviyenizi tespit edebilirsiniz.
Araştırma, 4 temel konu (faiz oranları bilgisi, enflasyon, bileşik faiz, riski çeşitlendirme) üzerinden finansal karar almada etkili olan sorular üzerinden yapılmıştır.
Soruların cevapları en altta.
SORU 1 (Faiz Oranları Bilgisi): Varsayalım 100 TL borç alacaksınız. Hangisi seçerseniz daha az para geri ödemiş olursunuz: 105 TL geri ödeme ya da 100 TL + %3 faiz geri ödeme?
a) 105 TL
b) 100 TL + %3 faiz
c) Bilmiyorum
d) Cevapsız
SORU 2 (Bileşik Faiz): Varsayalım bankaya 2 yıl vadeli para yatıracaksınız ve banka ile yıllık %15 faiz alma konusunda anlaştınız. Banka, size ilk yıl ödeyeceği faizden daha fazla faiz mi öder ikinci yıl yoksa ilk yıl ödediği miktarla ile aynı miktarı mı öder?
a) Daha fazla
b) Aynı
c) Bilmiyorum
d) Cevapsız
SORU 3 (Enflasyon): Varsayalım bugün tükettiğiniz mal sepetinizin fiyatı önümüzdeki 10 yılda iki katına çıktı. Eğer geliriniz de aynı sürede iki katına çıktıysa aynı mal sepetinden ne kadar alabilirsiniz?
a) Daha az
b) Aynı
c) Daha fazla
d) Bilmiyorum
e) Cevapsız
SORU 4 (Riski Çeşitlendirme): Varsayalım biraz paranız var. Sizce paranızın tamamını bir işe veya yatırıma yatırmanız mı ya da birden çok işe veya yatırıma yatırmanız mı daha güvenli?
a) Bir işe veya yatırıma yatırmak güvenli
b) Birden çok işe veya yatırıma yatırmak güvenli
c) Bilmiyorum
d) Cevapsız
24 Eylül 2018
TL'den Euro'ya Geçiş Ne Demek?
Birkaç gündür Türkiye'nin yeni hikayesi "Euro'ya geçiş" olabilir mi, diye kendime soruyorum. Türkiye'nin AB üyesi bir ülke olmasını can-ı gönülden isteyen birisi olarak bu hedefe uygun olarak günün birinde Euro'ya geçip geçmeyeceğimizi merak ediyorum. Ki benim bu konuda yazmam ilk de değil, daha önce önemli iktisatçıların böyle bir kararın Türkiye ekonomisine yansıyacak muhtemel etkilerini dile getirmişlerdi. Ben de bugünkü yazımda sizlere Euro'ya Geçiş'in olumlu ve olumsuz yanlarını derleyerek kafanızda bir çerçeve oluşturmaya çalışacağım. Bildiğiniz gibi son yıllarda Türkiye ile AB'nin arası limoni olmasına rağmen ABD'nin Dünya ve Türkiye ile olan gerilimi sonucu bu limonilik hafif hafif geçirilmeye çalışılıyor. Türkiye olarak başlıca istekler "Gümrük Birliği'nin Güncellenmesi" ve "Vize Serbestisi" olurken AB'nin istekleri "demokratik bir Anayasa", "insan hakları ihlallerinin sona ermesi" ve "hukukun üstünlüğünün gerçekleşmesi" olarak ortaya çıkıyor. Ama en önemlisi Türkiye ekonomisinin bozulmaması! Nedeni basit, borç verdiğiniz kişi veya kurumun işlerinin bozulması sizi de olumsuz etkiler.
19 Eylül 2018
Bir Danimarkalı gibi olmak...
Aslında ilk başta Danimarka ekonomisi ile ilgili bir tweet hazırlıyordum. Derken kendimi Danimarka İstatistik Enstitüsü (Statistics Denmark) internet sayfasında buldum ve farklı verilerden verilere bakarken dikkatimi "Servet ve Borç" (Wealth&Debt) başlığı çekti. İlginç gelen bir bilgi ile karşılaştım. Buna göre Danimarkalılar medeni haline ve çocuklu/çocuksuz aileler olmak üzere çeşitli kıstaslarla dört gruba ayrılarak net varlık tablosu oluşturulmuş. Çok küçük puan farkları olduğu için size ortalamaları söylemeyi tercih ettim.
Danimarkalıların varlıkları ile borçlarını (yükümlülüklerini) incelediğimizde bize ortalama olarak bir Danimarkalının varlıklarının dağılımı şöyle veriyor:
Danimarkalıların varlıkları ile borçlarını (yükümlülüklerini) incelediğimizde bize ortalama olarak bir Danimarkalının varlıklarının dağılımı şöyle veriyor:
- Gayrimenkul: %50
- Menkul: %15
- Emeklilik Fonu: %30
- Diğer: %5
Borçlarının dağılımına baktığımızda ise karşımıza varlık dağılımını destekleyen bir sonuç çıkıyor:
- Konut Kredisi: %77
- Diğer Krediler: %23
Yani gerçekten de Danimarka ekonomisinde gayrimenkul sahibi olmanın ve onun finansmanının çok önemli bir yeri var. Öte yandan varlıklarının yüzde 30'unun emeklilik için biriktirilmesi de son derece takdire değer bir tercih.
13 Eylül 2018
Bugün Merkez Bankası Faizi Artıracak Mı?
Bugün önemli bir gün.
Dün toplanan TCMB, bugün saat 14:00'da faiz kararını açıklayacak. Döviz kurları 7 Haziran'daki son faiz artırımından beri %40 seviyelerinde bir yükseliş meydana geldi. Bunun altında yatan birçok sebepten biri merkez bankasının yüzde 19.25 faiz ile piyasayı fiyatlarken piyasadaki faizin an itibariyle yüzde 25'i aşmış olması, 24 Temmuz'daki toplantıda faizi sabit tutma kararıyla ateşi daha da körüklemesi ve "yeni" para politikası stratejisi olarak 'FSEN' bakışının (faiz sonuç enflasyon neden) kabul edilip edilmediğini bu toplantı ile netlik kazanacak olması.
Temel olarak TCMB faizinin piyasa faizinden yüksek olması gerekir. Bunun nedeni piyasaya yön verenin merkez bankası olması gerekliliğindendir. Oysa Türkiye'de piyasa kendi kendine hareket etmeye devam ediyor çünkü TCMB piyasayı ağırlıklı ortalama %19.25 faiz ile fonlarken piyasa faizi %25.01 olarak oluşuyor.
Bugünkü toplantıdan ne beklenmeli?
Benim şahsi beklentim TCMB faizinin %17.75 olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda piyasanın önüne geçecek bir artış yani -750 baz puan- %25.00'ın üzerinde bir artış olması.
Ama piyasada objektif beklentiler nedir derseniz 400 baz puanlık bir artış beklentisi hakim denebilir. Hal böyleyken 250 baz puanın altında kalacak bir karar döviz kurlarını tekrar yukarı yönlü ateşleyebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
