İklim Krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İklim Krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2019

Karbon-nötr hedefine karar verenler iklim krizini çözebilir mi?

On yıllarca yıl süren çalışmalardan sonra biliminsanları sonunda iklim krizine karşı yapılması gerekenin ne olduğuna basit bir cevap buldu: ekonominin elverdiği en yakında zamanda Karbon-Nötr olmak veya Sıfır Sera Gazı Emisyonuna erişmek

Artık küresel ısınmanın başlıca sebebinin atmosfere salınan büyük miktarlardaki sera gazı emisyonu olduğu bir gerçek. Merak edenleriniz için nötr olarak hedeflenmesinin nedeni ise mesela uçak ile seyahat etmenin büyük miktarda sera gazı emisyonuna neden olmasına rağmen ikamesi olmadığı için kullanımının tamamen bitirilemeyecek oluşudur.

2015 yılındaki Paris İklim Sözleşmesi’ni imzalayan her ülke karbon-nötr olmayı taahhüt etmişti. O günden bugüne irili ufaklı birçok ülke bu hedefe doğru eylemlerde bulundu. “Enerji ve İklim İstihbarat Birimi” tarafından açıklanan verilere göre belli başlı bazı ekonomilerin son durumlarına bakabiliyoruz.

01 Kasım 2019

Bir Sosyal Statü Olarak “Otomobil Sahibi Olmak” Sürdürülebilir Mi?

Hollanda, İstanbul’daki trafik sorununu çözmek için işbirliği teklif eden ülkelerden biri. Daha önce Hollanda'ya gidenleriniz Hollanda'nın ulaşımda ne kadar gelişmiş olduğunu biliyorlardır. Gelişmişlikten kastım otomobiller için daha çok yol, daha çok otopark yeri, daha geniş çok şeritli yollar, battı çıktılar vs. kesinlikle değil; aksine ulaşımın motorlu araçlar yerine ‘raylı sistemler, yaya ve bisiklet’ merkezli tasarlanmasından bahsediyorum.

Ulaşımda toplu ulaşım kullanımının payının artması emisyon miktarını azaltmada kontrol avantajının kamunun eline geçmesini sağlayacaktır. Bunun için olmazsa olmaz ise altyapı olarak karşımıza çıkıyor. Karbon-nötr bir kent olmayı hedeflemek iklim krizi ile yüzleşen günümüz İstanbul’u için bir tercih olmaktan ziyade gelecek nesillere yaşanılabilir bir şehir bırakmak için bir zorunluluğa yerini bıraktı.

20 Haziran 2019

Yabancı hisse senedi fonları çevre dostu olursa...

İklim değişikliği kavramının, The Guardian gibi önemli gazetelerde, yavaş yavaş "iklim krizi" olarak kullanılmaya başlaması toplumsal farkındalık açısından son derece önemli bir gelişme çünkü "iklim değişikliği" ifadesini kullanınca normal bir olay gibi algılanabiliyor. Bu algı da bizim önlem alma kapasitemizi azaltıyor.

Bu konuda kamu otoriteleri, kurumsal firmalar ve bireysel olarak yapılabilecek çeşitli önlemler var. Bu farkındalık ile yapabileceğimiz şeyler ölçek bakımından daha az etkili olur diye düşünülse de aslında tabandan gelen değişimlerin tavanı değiştirmesi daha kalıcıdır. O nedenle daha az tüketmek, ihtiyacın kadarla yaşamak, minimalist yaşayan toplumlar için daha kolay adapte olabilecekleri eylemler olurken gelirinden çok harcayan ihtiyacından çok tüketerek dikkatsizce yaşamayı benimsemiş toplumlarda biraz daha zor olabilir.

Bugün size bir yatırımcı olarak iklim krizine karşı nasıl önlemler alabileceğimizden bahsetmek istiyorum.

Nasıl ki yediğiniz ve içtiğiniz şeylere göre vücudunuz şekilleniyorsa yatırım yaptığınız şeyler de ekonomiyi şekillendiriyor. Aslında her karar ile değişim de beraberinde geliyor. Ekonomiyi bir okyanus olarak canlandırırsanız ve o okyanustaki küçük bir balığın ona olan etkisini hayal edebilirseniz başlamadan daha pes edebilirsiniz. Ancak alışılageleni kırmak ve farklı bir şeyler denemeden neyden vazgeçtiğinizi bilemeyebilirsiniz. Damlaya damlaya göl olur atasözünü hep hatırlamalıyız.

Öyleyse sürüye kapılmak yerine sürüyü oluşturmak daha yerinde bir amaç olabilir. Öncelikle popüler ve kültürel yatırım enstrümanlarına göre yatırım yapmak yerine -belki de outliers denebilecek türde- kendiniz ve nasıl bir dünya istediğinize göre yatırmak yapmayı tercih edebilirsiniz.

İyi bir insan olarak çevresel ve sosyal değerlere duyarlı bir yatırım strateji ile başlamak bu yazının ana fikri aslında...