26 Nisan 2019

Fransa'daki Asgari Ücretli Kadar Akaryakıt Alabilmek İçin Gereken Maaş

Akaryakıt konusunda en son 25 Kasım'da yazmıştım. Tabi o zaman Fransa'da akaryakıt fiyatlarına gelen zamlara karşı başlayan protestolar daha yoktu...

Eğer hala daha "ben hep 50 liralık benzin alıyorum, zam bana etki etmiyor" diyorsanız, sizinle yine burada vedalaşalım ve döviz kurlarındaki yükselişlerin sonrasında düzenli olarak benzine ve motorine gelen zamları, İstanbul ile Paris arasındaki akaryakıt alım gücünü gelin bir kez daha karşılaştıralım...

Bir kez daha belirtmek isterim, önceki yazıları okumadan bu yazıyı okuyanlar için... Bu karşılaştırmayı olabildiğince basit ve doğru yapabilmek için -genelde düşülen hataya düşmeyerek- Paris'teki akaryakıt fiyatlarını TL'ye çevirmeyeceğiz. 25 Kasım'daki yazı ile bu yazı arasında geçen 5 aylık sürede nasıl bir değişim olduğunu inceleyelim.

09 Nisan 2019

Eyyy İstanbul... Ya benimsin, ya kara toprağın!

Sene 2019 olmuş biz ise Türkiye'de hala demokrasi mücadelesi veriyoruz.

03 Nisan 2019

25 Yıl Sonra Gelen Değişim

Düşük ihtimal dahilinde olan İstanbul ve Ankara’nın 25 yıl sonra el değiştirmesi olasılığı... Gerçekleşti.

28 Mart 2019

Biraz Brexit Süreci, Biraz da SWAP Meselesi

Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden çıkma çabasını (Brexit) bizim AB'ye üye olma çabamıza benzetiyorum. Önümüzdeki Haziran'da Brexit Referandumu'nun üzerinden üç yıl geçmiş olacak. Bu süre zarfında;

12 Mart 2019

31 Mart’ta Büyükşehir Başkanı Olmak Yeterli Mi?

Son zamanlarda tartışılan İstanbul ve Ankara’da 25 yıl sonra belediye yönetiminin değişmesi durumunda büyükşehir başkanı olmak yeterli mi, bakalım…

Öncelikle Büyükşehir başkanı gündemi belirleme, yönetim kadrolarını atama, kent konseyini aktif olarak çalıştırma, departmanları oluşturma, bütçe yapma (Büyükşehir Belediye Meclisi’nin bütçe üzerinde değişiklik yapma yetkisi yok) vb. yetkileri olsa da büyükşehir meclisinin çoğunluğunun onayı olmadan bu yetkilerin bir kısmını kullanamayarak sınırlandırılmış bir güce sahip olacaktır.

İstanbul özelinde…

14 Şubat 2019

Ütopya

Tespit ettiğim belirgin bir farkındalık eksikliğinin ürünü olabilecek bir konudan bahsedeceğim bu yazımda sizlere...

Hepimizin yaşamımızı sürdürmek için bazı temel mal ve hizmetlere ihtiyacımız var. Bunlar kalem bazında küçük değişiklikler gösterebilir. Bunları genel olarak şöyle sıralayabiliriz: gıda, barınma, ulaşım, haberleşme, sağlık, eğlence vb. Burada yazmış olduğum kalemleri alt kalemler ile çeşitlendirebilir ve daha iyi açıklayabiliriz. Örnek vermem gerekirse;

  • Gıda: Su, ekmek, meyve, sebze, et ve süt ürünleri.
  • Barınma: Aidat, konut, enerji (ısınma, yıkanma, pişirme).
  • Ulaşım: Yol, toplu taşıma, kaldırım, bisiklet yolları.
  • Haberleşme: Tarife ücreti, telsiz kullanım ücreti, internet.
  • Sağlık: Tedavi masrafları, koruyucu sağlık gideri.
  • Eğlence: Kültür-sanat (müze, tiyatro, sergi, sinema vb.), restoran, pub.
Bir düşünün şimdi, bunlardan kaç tanesi için aynı miktarda yapsanız da yaşlandıkça daha az para harcayacağınızı düşünüyorsunuz... Mantıken emekli olmak için belli bir prim ödüyorsunuz ve gerekli gün sayısına erişinceye kadar sistem sizin artık primlerinize ihtiyaç duymadan sisteme yeni katılanların primleriyle size aylık maaş ödeyebilecek hale gelecek diye planlanıyor, değil mi?

Peki öyleyse, Türkiye'deki SGK sistemi bunu başaramasa da, biz neden hayatın sürdürülebilir olan kısmını emekli maaşı ile sınırlıyoruz ki...